Kendime Ne Diyeceğimi Bilemiyorum :(

2009 December 18
by saliha

Kına kız tarafına aittir. Erkek tarafı vi vi vi vi aynı bayık tempoda devam eden, melodi sabit, sadece sözleri değişen, o da zaten anlaşılmayan bir modda halay çekip duruyorlar. Bizim taraf gelin hanımın ricası üzere hazırlanan halaylık cd lerimizi çalmayı dört gözle bekliyor. En sonunda gelin arkadaşımızın talimatı üzerine gidiyorum müzik çalara. Erkek tarafının oynadığı müziğin bitmesini bekliyorum, bizim halayı başlatıyorum. Herkes coşuyor, tam ısınmışken erkek tarafından biri pat diye durduruyor. Gıkımız çıkmadan oturuyoruz. Onlar yine başlıyor vi vi vi… Adam gibi bir müzik olsa oynayacaz ama…

Kına yakma faslı bitiyor, ben hemen bizim cd yi çalıyorum. Aynı şey yine tekrarlanıyor. Tam orta yerde biri durduruyor, cd yi çıkarıyor. Bendeki tepkiye bak ”Aaaaaa! Napıyorsunuz?” Koşuyorum cd yi alıp geri takıyorum ve ekliyorum, ”Ayıp bu sizin yaptığınız, millet burda tam havaya girmiş halay çekerken orta yerde durduruyorsunuz.” Gergin bir konuşmayla iki tarafın da oynayabileceği bir müzik çalma hususunda anlaşıyoruz. (Sonradan anlaşmaya riayet etmiyorlar o ayrı mesele..)

Kendisiyle kötü bir tartışmanın eşiğinden döndüğüm bu kız görümceymiş.

Şimdi düşünüyorum, yanlış mı yaptım? Bu sebepten ötürü arkadaşımın kınasını mahvedebilirdim. Bir yandan da yapılan saygısızlığa ya da haksızlığa (herneyse) kayıtsız kalamayan yanım.. İşte ben içimdeki bu kıza dur diyemiyorum. Onun yüzünden tepkilerim kontrolden çıkıyor. Orada tüm kız tarafı bu duruma sinir olurken neden sadece ben ortaya atılıyorum?

Off çok huzursuzum…

Ooof Of!

2009 December 7
by saliha

Sevgili Günlük;

Erhan’ın gelmesine bir buçuk ay kaldı. Artık tahammül edemiyorum. İyice zorlaştı uzak olmak. Bugün sabah 9.30-10.00 gibi konuştuk, daha kahvaltı yapmamış. Canım sıkıldı.. Ben kocamı bu kadar çok mu severmişim? Hiç farkında değildim, çok seviyormuşum meğer..

Bugün filografi kursunda oğlunu yeni askere göndermiş bir hanım ağladı, içini döktü. Bir kötü oldum, bir kötü oldum, anlatamam… Ellerim titremeye başladı, gülümü öremez oldum. Hoca geliyor gidiyor aynı yerde takılıp kalmışım. Allah’tan önceki çalışmalarımdan ne kadar becerikli olduğumu biliyor, anladı canımın sıkkın olduğunu.

Atladım taksiye eve geldim. Annemle dertleşeyim dedim, onun da günü kötü geçmiş. Ben anlatmaya kalmadan o başladı zaten. :)

Sonra kayınvalidemi aradım. Onun oğlu, benim kocam, iyi anlaşırız herhalde dedim. O da müsait değildi, ”Seni sonra ararım.” dedi.

Üzgüün üzgün dolanırken evin içinde, Muhammed Emin çıktı karşıma. Baktı suratım asık, başladı sululuğa. ”Kız sen ne tatlısın, kız sen ne şekersin” diye diye sarıldı, kucakladı beni. Nasıl kaldırıverdi öyle, kocaman olmuş maaşallah bizim dana. :P Öptü, öptü, öptü, saçlarımı okşadı, boynumu gıdıkladı… Güldürmeyi başardı en nihayetinde. Sağolsun.

Bir elma çayı içtim, sonra da yukarı çıkıp, sana yazdım. Sen de, Muhammed Emin’de iyiki varsınız.

Umarım Bunu Unutmam

2009 December 1
by saliha

Ey Rabbim!

Birsin, teksin.

Senden başka kimseye güven yok.

Dövüş Sanatı

2009 November 23
by saliha

Bruce Lee’nin hayatı beni hep çok etkilemiştir. Erkek olsaydım idolum olabilirdi. Dün gece hayatını işleyen filmi kimbilir kaçıncı kez izledim. İçimdeki dövüşçü kadın ruhu tekrardan canlandı. Spor yaparken çocukluğumda öğrendiğim taekwando hareketlerini yaptığımda çok keyif alıyorum. Hemen moda giriyorum. Koşarken de farklı hissediyorum kendimi. Aslında erkek fatma bir yapım yoktur ama dövüşte çok ayrı bir ruh var bence… Kungfu, taekvando ve karete gibi sporlar çok ilgimi çekiyor. Çinlilerin egzantrik filmlerinden de etkileniyor olabilirim, bilemiyorum artık.

Hem ayrıca siyah kuşak teakvando ustası babam yumruklarımı ve ölümcül tekmemi çok beğeniyor :D

Buaralar Seviyorum

2009 November 19
by saliha

Şınav çektikten sonraki gün kollarım ve karnımın ağrımasını

Arkadaşlarımın ‘’sen durgunlaşmışsın” deyişini

Mecburen de olsa az yiyebilmeyi

Filografide herkes alel acele çalışmalarını bitirirken, her çiviye ayrı ayrı özen gösterişimi

Müslüman gençlik için yaptığım çalışmaları

Kocamı özlemeyi

Babama şefkatle bakışımı

Annemle vakit geçirmeyi

Evimin kimbilir şimdi ne halde olduğunu düşünüp, gidip temizlemek için can atışımı

Kabakla yaptığım ”Gondol” yemeğini

Muhammed Emin’in mini gitar sololarını dinlemeyi

Dışarda müzik eşliğinde koşar gibi hızla yürüyüşümü

Eve geldiğimde üşüyen burnumu Hacicem’e sarılıp ısıtmayı

Erhan’la mektuplaşmayı (romantik yazmayı beceremesem de..)

Teheccüte kalkmayı

Her biten parfümde farklı bir kokuya geçmeyi

Elbise dolabımı dağıtmadan kullanabilmeyi

…..vs.vs.vs.

Aferin Kendime :)

2009 November 11
by saliha

merak

Merak insanın doğasında var. Kapılar ardında konuşulanlar, hele hele bizimle ilgiliyse ister istemez kulak misafiri eder çoğumuzu. Ama ben öyle değilim. Nedense hiç merak etmem, duymak istemem. Konu her ne olursa olsun… Çok enteresan hissediyorum kendimi. Bu Rabbimin bana verdiği güzel bir haslet, kesinlikle kendi kazanımım değil. Hani bazı şeyleri yanlış olduğunu bildiğin için yapmazsın, kaçarsın, zaptedersin kendini. Ama ben gerçekten merak etmiyorum. Bu özelliğim sayesinde beni mutsuz edecek birçok şeyden kurtulmuş olduğumu düşünüyorum. Tavsiyem; merak etseniz de kendinizi tutun, duysanız da dinlemeyin.

Bir de laf taşıyan kişiye itibar edememeyi başarabilirsem kendimi daha çok sevicem…

Kamuoyu Araştırması

2009 November 6
by saliha

Bu akşam yazı yazma teknikleri ile ilgili sunum yaptıktan sonra ve duygusal anlar geçiriyorken yazmadan edebilir miyim? Hoş, buraya güzel yazma iddiasıyla yazmıyorum. Bir iç döküş sadece…

Bugün Erhan aradı, izne gelemeyeceğini söyledi. Bu beni üzmüş olamaz, hayal kurmuştum, gelecek diye heveslenmiştim, herşey suya düştü diye böyle kırıldım galiba. Sonra da Erhan’ı kırdım, kararlı olamsını istedim, ”iki gün sonra arayıp, vazgeçtim geliyorum deme sakın” dedim ona. Zor bir kadınım farkındayım.

Asıl mesele; yaklaşık son üç yıldır kendimi tanıma çabasındayım. Bugün Hatice’nin seminerinden sonra daha da iyi düşünmeye başladım ne istediğimi. Ya da yapabileceklerimi ve yapamayacaklarımı…

Anlatma kabiliyetim var, fakat hocalık fıtratıma aykırı diye düşünüyorum. Bana Saliha Hoca diye hitap edilmesi hiçbir zaman hoşuma gitmedi, hayır, kesinlikle hoca olmak  istemiyorum.

Yeni şeyler üretebiliyorum, ama derleme yapma konusunda daha yetenekliyim.

Herhangi bir projede ehil kişileri tesbit edip, görev dağılımı yapabiliyorum, organize ve koordinasyonda iyiyim, fakat insanlarla baş edebilme husunda mahir değilim.

El becerim var, ama bu hobiden öteye geçemez benim için.

Tiyatro ve eğlence programları tertiplemeye bayılırım, ama herzaman aynı enerjiyi bulmayabilirim kendimde.

Türk Dili dersine bayılırım, evde kutularda bulduğum 1970 yılından kalma Türk Dili dergilerini okumak en büyük keyiflerimden biridir.

Aynı zamanda Arapça da çok hoşuma gider, orta düzeyden daha ileri götürmeyi isterim.

Yeni öğrendiğim hemen hemen ne varsa arkadaşlarımla paylaşırım. Özellikle giyim kuşam ve kişisel bakım hakkında birçok kişi yardım almak için bana gelir.

Toplantı yönetimini de iyi beceririm, ama çevremdekiler bunun önemini henüz kavrayabilmiş değiller maalesef.

Hakkımı savunurum, elimden geldiği kadar kendimi ve benimle olanları ezdirmemeye çalışırım.

Eğer ortada birşeyler yapmayı gerektiren durumlar varsa ”birileri birşeyler yapsın” diye hayıflanmam, beklemem. Gerekirse başı çekerim.

Arkadaşlar kendimle ilgili tesbitlerimi paylaştım, sizler de beni artık az çok tanıdınız. Sizce ben ne olabilirim? Lütfen bu konuda bana yardımcı olun. Hedef belirleme konusunda zorluk çekiyorum. Hedefim olmazsa depresyona girermişim hem, Hatice söyledi…. :P

Gelsin Artık

2009 October 29
by saliha

Bu Kez Motorla Uçuyorum :)

2009 October 24
by saliha

Dün biraz sesli düşündüm galiba. Erhan gelince motorsiklet için ehliyet alacağımı annem ve Kadriye duydular. Kadriye belirsiz bir ifadeyle bakakaldı (ona göre Erhan askerde olduğu için boşluktan ne düşeneceğimi şaşırmışım) , annem ise canına tak etmiş bir halde elleriyle yüzünü kapatarak ”Allah’ım bu benim kızım mı?” dedi. Çok uçuk hayaller kuruyormuşum. Annem neden bu kadar şaşırdı ve neden böyle bir tepki gösterdi anlayamadım doğrusu. Bir gün öncesinde babamın bu konuda beni cesaretlendirmesinden dolayı olabilir mi acaba?

Erhan aradığında konuyu açmak zorunda kaldım, çünkü o sırada benim motor tartışması yapılıyordu. Erhan’da ”neden olmasın” dedi :D  Onu ikna etmek için bir hayli uğraşacağım sanıyordum ama, o da babam gibi çok makul karşıladı bu hevesimi. Artık annem biran önce hamile kalmamı istiyor :P

Sabah Enerjisi :D

2009 October 21
by saliha

Ayy ayol gece namaza kalktım daha uyuyamadım ya hu. Muhammed Emin’in tabiriyle adrenalin patlaması mı yaşıyorum ne? :P Kıızz daha sabah kalktığımda spor yapacam, böyle uyumayınca pisikolojik olarak yorgunum gibi geliyor ya da uykumu alamamışım, gibi… İlk fırsatta telafi ediyorum fazlasıyla :D Buarada evet hala spora devam ediyorum. Zayıflayabiliyor muyum? Hayır :(  Neden? Çünkü yaşasın yemek yemeeeeeeeeek! Yaa seviyorum yemeyiii! Ama en azından spor yaptığım müddetçe sıkıyım. Kilolu falan da değilim aslında yani, 1950′lerin mankeniyim canım :P Anam şimdikiler zafiyet geçirelim istiyorlar herhalde. Ne o öyle yaa, standart 34-36 beden, etsiz, butsuz. 38′ e çıktın mı eyvah dikkat etme zamanı, 40′da şişkolar dünyasına hoşgeldiniz. Ayy sinir oluyorum yaaa!!! Bi de ben sinir olduğum zamanlarda acıkırııııııım.  :(((

Şimdi kendimi zorla yatırıcağım, yatamazsam kitap okuyacağım. Ne mi okuyorum? Elif Şafak- Aşk. Eveeeeet evet biliyorum, ”daha yeni mi okuyosun” diyeceksiniz. Kitap bir anda patlama yaptı, en çok satanlar listesinde, her yerde, herkeste, nereye gitsem Aşk… Okumadım ben de… Herkesin çok yaptığı şeylere karşı bir soğukluk hissi oluşur bende nedense. Şimdi daha yeni kırdım buzları okuyoruz bakalım.

Neyse ben çıkayım, hadi baaaayy. (Msn gibi oldu kız :P)

(Saat 7.00 olmuş, uyunmaz da artık :(